Kerem's profileHidden LeavesPhotosBlogLists Tools Help

Kerem Gören

24 January

chronicles of doctorate

Ne guluyorsun , bu anlattigim senin hikayen

                                                                       Homer, ilyada

Siradan bir gun bu basima gelen, tek bir gun. Ama hayatimda tek bir sefer karsilastigim gun degil. Oda arkadasim sabah 4.30da kaldiriyor beni onu hava alanina birakmam lazim, yarim saatlik bir yoldan sonra geri giriyorum yataga ve basim yastiga ceyrek kala uykuya coktan dalmis bile. Kac gunun, eski yasanmisliklarin hesaplasmasi vs darken telefonum titriyor ve uyaniyorum, bil bakalim ne olmus, toplantiya gec kalmisim, ve arkadasim hoca cok kizdi diyor ve ekliyor saka, saka kizdigi filan yok toplan ve gel…

Masanin uzerinde uyaniyorum alnimda kazagimin kolunun deseni cikmis, boynum agrimis. Yazmakta oldugum daha dogrusu yazmak icin can cekistigim makalem ve bilimum kaynagim da masa ustunde. Yok masanin ustunde degil, bilgisayar masaustunde desktopta yani, ama bilgisayarim desktop degil laptop. Anladin iste laptopumun desktopunda. Bir mesele ne kadar uzatilirdi diye dusunuyorsan, sana bir kac doktora ogrencisinin laboratuar, masa, ofis temizleme rituelini seyretmeni salik veririm. Yapilmasi gerekenleri yapmamak icin dunyanin en duzenli insane olurlar, en titizi olurlar; keske anneleri onlarin bu hallerini gorebilseydi. Annenin yola getiremedigini doktora yola getiriyormus. Neyse alnimdaki iz’de kalmistik, uykudan uyandigim icin gozume 2 gun once aldigim kahve ilisiyor, kokluyorum hala icilebilir duruyor, ufak bir yudumla deniyorum. Gecen gunku keyfi vermiyor, hava almak icin disari cikiyorum…

Sabah yeni departman basi butun doktora ogrencilerini toplayip, verimden, basaridan, onun bizim icin orda oldugundan sinerjiden bahsediyor, o mukemmel oxford aksani ile konusadururken cogumuzun akli toplantiya katilimi artirmak icin getirilmis olan bedava bagel ve krem peynirlerde. Cesit cesit, renk renk, sanki sirenlerin buyusune kapilmis denizciler gibiyiz, bageller bize sesleniyorlar, yada sadece bana digerlerinin adina konusmayayim. Bagelimi yiyorum, elime kahve aliyorum laba dogru yolumu tutuyorum, tabi ki de tez danismanimin acik kapisinin onunden gecmemek icin ust kata cikip onun kapisindan sonraki gecisten yine asagiya iniyorum. Dedim ya hayatimin bir gunu, ama tek bir gunu degil, engeller asa asa gidiyorum. Tunelin sonundaki isik mi, optik yanilgidir o.  

09 November

Viraj

Viraj

                                                                                                                                                                                   4 kasim

Viraji alamayip yoldan cikiyordum... son anda uyandim, megerse gordugum bir ruyaymis. Elimi alnima goturup atesime baktim evet hala atesim vardi, buram buram terlemistim, ama bunun gordugum ruyayla mi alakali oldugunu yoksa hastaligimla mi alakali oldugunu kestiremedim. Yatagimin onunde duran pencereden disarida yagmur yagdigi anlasiliyordu, soguk yere basmamak icin yerde duran dun gece cikradigim coraba uzandim. Acaba neden virajdan savruluyordum? Yada bu ne anlama geliyordu bilmiyorum. Zamanla anlasilacak. Yogun is temposundan oturu daginikligi had safhaya gelmis olan salonumdan yesil sahadaki Beckhammiscasina calimlarla mutfaga dogru ilerledim. Penalti atisindan once kalecinin yasadigi endisenin bir benzerini ne yemem gerektigi dusunurken yasadim. Sonunda kaleci secimini yapti, penalti sirasinda fistik ezmeli recelli sandvice dogru uzandi. Sonuc dun aksamdan masanin ustunde kalma soguk kahve ile birlikte yapilan bir kahvalti oldu...

 

Oksurugumle bogazimi temizleyip en azindan bir kac saniyeligine genzimi rahatlattim, ve sonra son aylarda yaptigim seyi yaptim, 15th street ile people streetin kosesinde sabah 8de ayni noktadan fotograf cekmek. Her gun ayni saatte, ayni aci, ayni yerden. Neden yaptigimin mantikli bir aciklamasi yok. Ama yaptigimiz cogu seyin yok o yuzden, bu da digerleri kadar normal bir insani davranis. Her sabah ayni yer ayni isik miktari, tek fark bugun su an ben de durdugum acidan oturu henuz farkinda olmama ragmen bir araba yolundan cikti ve tam deklansore basmamdan once kadrajimin icine girdi ve son derece olagan olmayan bir sekilde siirsel bir metal catirtisi ile her sabah ayni yerde ayni olmasa da yaklasik cektigim goruntuleri alt ust etti. O an eski bir aliskanliktan parmagim deklansore basili kaldi ve 36 kareyi 3.6 snde bitiren makinam 10 pozun ustunde cekim yapti. Kendime gelmemle makinayi oldugu yerde tripodda birakip metal enkazina atlamam bir oldu...

 

Herkes soka ugramasina ragmen, kimse yardim etme girisiminde bulunmadi. Kimse kendini dava edilirken bulmak istemiyordu anlasilan. Olsun, arabanin motorundan cikan buhari gordugumde coktan onunla aramba kalan diger arabanin kaputunun ustunde kaymakla mesguldum. Ustunden atladigim arabanin sahibi sansliydi emniyet kemeri takiliydi ve ciddi bir seyi yoktu, aynisini kapisini acmakta zorlandigim arabanin sahibi icin soyleyemeyecegim. Kapi sıkısmisti, biraz itip kakma ile acildi, kadinin boynunu oldugunca az oynatarak kaldirima yatirdim, etraftan buldugumuz palto ve bunu gibi seylerle boynunun altina destek yaptik. Kafasindan yaralanmisti anlasilan, yuzu kan icinde olmasina ragmen guzel bir yuzu vardi, insani sakinlestiren cinsten. Sayikliyordu, kendinde olmadan “ I dont love you no more” dedi, ve gozunden yas geldi. Sonra gozlerindeki anlam kayboldu ve tamamen suuru kapandi... giderken ambulansin sireni kulaklarimda cinliyordu.

 

Karanlik odama kapandim, ve kirmizi isigi yaktim. Filmin banyosu bittikten sonra agrandizore yerlestirdim ve cektigim kareleri teker teker once kagit olmadan beyaz tahtada gordum, netlik ve buyukluk ayarindan sonra kareleri kagida gecirmeye basladim. İlk karede arabanin sadece burnu gozukuyordu, bir sonrakinde ise camlar sanki elmas parcalariymis gibi net ve parlak bir bicimde seciliyorlardi. Bunun bir kaza oldugunu bilmesem bunun cok sairane bir an oldugunu dusunurdum islak yolun parildamasi havada asili elmas parcalari ve bir cok yerinde bukulmus metal kaporta, daha sonra gozum direksiyondaki kiza gitti yuzunde alisik olmadigim bir ifade vardi. Yuzu olabildigince huzurluydu. Kazanin kendisine bir zarar vermesinden korktuguna dair en ufak bir belirti yoktu. Calan telefonla resimleri ipe kurumalari icin asip cikma vakti geldigini anladim.

 

Kullandigim filmin yuksek isik duyarliligi olmasinin da etkisi ile fotograflar grenliydiler. Kadrajda bulunan anlatimin da biraz depresif bir olay oldugunu eklersem, toplamda huzunlu bir anlatim oldugunu soyleyebilirim. Resimlere tekrar bakarken hastaneyi aradim, kizin durumunu merak ediyordum. Hemsire aksamustu kizi kaybettiklerini soyledi, ve akledi acaba yakini miydim? Yakini miydim. Hayir hic yakini degildim, hem de hic. Bi sure sessiz kaldiktan sonra hemsirenin orda olup olmadigimi soran sorulari esliginde telefonu kapadim. Sanirim kizin gosterdigi cesareti ben de biten seylerin bittigini kabullenmede gosterebilirdim. Eger virajdan ciktiysan ve kurtulma umudu olmayan bir durumdaysan virajdan ciktigini ve artik hic bir seyin eskisi gibi olmayacagini kabullenmek lazimdi. Calisan isiticinin ruzgarinda oglenden kalan kahvemden son bi yudum alirken benim de artik 4 yil onceki kaldigim viraji kabullendigimi farkettim. Bir daha ayni ruyayi gormeyecektim. Biri hayata veda ederken biri hayata geri doner, hep oyle degil midir?
22 July

Non-resistance

-Gecmis-

Takemusu Aiki!* Dedi, oldugum yerde durusumu korudum Zanshin*’i bozmamam gerekliydi, sopasi ile yuruyerek yanima geldi, sirtima dokundu. “Gectin” dedi...

 

Takemusu Aiki: An’in gerektirdigi teknigi yapmak. Her ne kadar belli genel gecer ana teknikler var ise de belirli bir seviyeden sonra bunlar kiside eriyip onun saf anlik tekniklerini olusturur.

Zanshin: Floating mind-yuzen bilinc. Kisi teknigi uygulamasi bittigi anda teknigi dusunmeyi ne kadar iyi yaptigi ne kadar kotu yaptigi kazandigi kaybettigi ile ilgili butun dusunceleri aklindan siler. Bir sonraki “su an”’a hazir hale gelir.

 

-Su an-

Kapali tutuldugu hucrede tutsak elleri baglanmis bir sekilde oturuyordu. Hucerenin kucuk penceresinden disariya bakiyordu. Kapali kapinin surgusunun acildigi duyuldu. İceriye onu yakalayan idare amiri girdi.

 

- Idam cezasi ile yargilanacaksin. Sormak istedigin bir sey var mi? dedi.

 

Mahkum arkasini donmeden oturdugu yerden, sordu;

 

- Kendi gucune yogunlasmak yerine, benim gucumu anlamaya calis dedigin zaman ne demek istedin?

 

Idare amiri oldugu yerde, onun neden verilen emirlere uymadigini anlamaya calisiyordu, bununla beraber idam cezasi ile yargilanmasina ragmen bu kadar sakin olmasina, durusunu korumasi sevinmisti.

 

- “Bu soruya senin icin cevap bulmam imkansiz” dedi

 

Ve arkasini donup cikti.

 

-Gecmis-

Birgun Aksam atesin basinda uturuyorduk ustamla, kavali ile bana bir oykuyu anlatti;

 

Takeda Sokuku, buyuk bir dovuscu idi, kurdugu Daito-ryu stili ile elinde bicak bile olmadan kilicli insanlari sayisiz duello’da yenmisti. Her garip adam gibi onun da hic arkadasi yoktu, sadece bir rahip ile beraber arasira daglara cikip meditasyon yaparlardi. Gunlerden bir gun bir magarada meditasyon yapiyorlardi, bir yilan geldi, surundu ve rahibin ustunden gecerken birden durdu. İkisi de meditasyonlarini bozmamislardi, yilan once rahibe daha sonra Takeda’ta bakti; ve Takeda’ya bakmasi ile birden hizli bir sekilde magaranin karanligina kacmasi bir oldu. Bir sure sonra Takeda gozlerini acip,

 

- “Senin gucun karsisinda saygi ile egiliyorum rahip, benim gucum seninkinin yaninda olculemeyecek kadar kucuk” dedi.

 

Ve ekledi;

 

-   Yilan seni doganin bir parcasi olarak gordu ve ustunden gecti. Beni gordugunde ise ruhumdaki siddeti ve karmasa’yi gordu ve kacti.

 

-Su an-

 

Hucreye girip mahkuma ayni soruyu bir daha sordu.

 

-Neden? Neden? Bana bir neden soyle!

 

Mahkum oturdugu yerden ayaga kakti, ve dondu, idare amirinin gozunun icine bakti, gozlerinde en ufak bir pismalik duygusu yoktu;

 

- Cocuklugumdan beri icinde bulundugum furya, karmasa, ates, ofke, kin denizini hayatimda sadece bir kez yanimda tasimadim. Evet yapilmasi gerekenler var, evet duzenin korunmasi lazim, evet, emirlerim var, vardi. Duzenin korunmasi mutlu aileler yaratmak icin mutlu insanlar yaratmak icin, bizim yaptigimiz sadece kan denizinin akmasina yardimci olmak. Ona bir soz verdim onu koruyacagima ve kilicimi birakacagima dair.

 

Idare amirinin gozleri acildi;

 

-Onu oldurmen icin gondermistik biz seni aptal!

 

Nasil yapardi bunu, nasil bu kadar parlak bir gelecegi varken, bir anda kendini bitirirdi. Ve nasil bu kadar huzur dolu olurdu. Mahkum oldugu yerde dondu ve yeniden salndalyesine oturdu. Disariyi seyretmeye basladi.

 

-Gecmis-

  

Masada oturmus kendi pisirdigimiz haslanmis sebzeleri yiyorduk. Birden basini kaldirdi, “seni sevmiyorum artik” dedi, irkildim. Masadan kalkti ve ufak cantasini hazirladi, gitmem gerekiyor dedi, gitmeden once son bir kez donup bakti ve ekledi, “Rozetini ozleyecegim senin”. Gitmek isteyene gitme denmezdi sessizce yemek cubuklarimi masanin kenarina koydum. Neden yapti bilmiyorum. Hic bir zaman da bilmeyecegim.

 

----TO BE CONTINUED----
12 July

Siyah-Beyaz

 
Derler ki; insan sevistigi zaman her sey gozune daha bir sirin gozukurmus, her ne olursa olsun daha katlanilir olurmus. Garip hormonal bir fenomenmis. Su an yerimde oturdugum onun konusmalarini dinledigim anda her nedense aklima bu eskiden okudugum bilgi geldi. Konusuyor, konusuyor ve bir turlu bitmiyor konusuyor. Artik ne dedigini dinlemiyorum, duymuyorum, agzi bos bir sekilde acilip kapaniyor, ben onun hareketlerini inceliyorum, ellerini kullaniyor, direk gozlerimin icine bakiyor. Kendini ne saniyor acaba, hareketleri, o posturu benim patronummus gibi davraniyor. Ben ise onu dinelemezken sigaramla kul tablasinda oynuyorum yan yan ceviriyorum, kulu torpuluyorum ama yavasca bir anda butun kulu dokmuyorum, puf noktasi burada. O hala devam ediyor, dikkatimi etrafa veriyorum; oturdugum kirmizi deri koltuklarin neden bu kadar gicirdadigini, ama neden bu kadar rahat olduklarini dusunuyorum, sonra gozum siyah beyaz karo olan o eski tur plastik kaplamalara gidiyor, nedense bana sanki satranc tahtasinda piyonmusum hissi uyandiriyor. Dusunceler sagdan sola, soldan saga ucuyor, aklimin en uzak koselerinden en yakin koselerine hopluyor,  Bir yandan da elimle parmaklarimi saklatip, garsona kahve koymasini isaret ediyorum. Garsonun yuzunde o suratsiz ifade var, parmaklarla cagirilmaktan hoslanmadigini ifade eden. Suratini dagitmadigima dua etsin ya da keyfimin yerinde olmasina. Baska bir gun diyorum, baska bir gun. O ise, A’dnuf, hala oturdugu yerde konusmasina bana ders vermeye devam ediyor. Bu isi ne zaman yapacakmisim, bunu neden yapmamisim, bilmiyor muymusum zaten cevrede isimizi engelleyen; adamlarimizi olduren bir intikamci varmis, gecen gun Momo’nun yanmis cesedi bulunmus, ben ise hala agirdan aliyormusum... uzayip giden suclama cumleleri. Zaten oldum olasi sozlu iletisimin ozellikle kisiye sorumluluklarini vede erdemlerin onemini anlatanlarinin bir ise yaramadigini dusunmusumdur. Kahvem bitiyor, hesap icin parayi masanin uzerine birakiyorum. Yuruyup cikarken, arkamdan bagiriyor, boyle yuruyup gidemeyecegimi soyluyor, patronun hosuna gitmeyecegini de ekliyor. Girdigim cikmaz sokaga arkamdan kosarak yetisiyor, bana ne kadar salak oldugumu buranin cikmaz sokak oldugunu bilmedigimi mi soyluyor. Ne yaptigimin farkinda degil, silahimi cikarip kalbinden vuruyorum onu gozleri fal tasi gibi aciliyor, neden diyor elbisesinin ustunden barut dumani cikarken, neden? Derler ki; insan sevistigi zaman her sey gozune daha bir sirin gozukurmus, her ne olursa olsun daha katlanilir olurmus. Garip hormonal bir fenomenmis. Ama her seyin de bir siniri, bir limiti var o kadar da degil...
04 June

Ode to sarman stray cat

Diyelim ki; sigaramin son nefesini de cekip, dikilip durdugum kapi sacagina yaslanarak, sonduruyorum onu. Ama oyle siradan bir sondurme degil, ayakkabımın alt tabanina bastirarak, defalarca ezerek sonduruyorum, bu sondurme rituelinin hic bitmemesini dileyerek ve makosenimin de ayni duygulari paylastigini umarak. Hava ayaz mi ayaz, harekete gecmeden once Marcel Duchamp paltomun yakalarini dikiyorum, boynumu da egiyorum, paltonun icine gomuyorum, ellerimi de ceplere tikistirdim mi tamamdir. Komur kokan sokaklarda siluetim kaybolana kadar yuruyorum...Diyelim ki!
 
Bu atmosferi hissediyorum, bu atmosferi kokluyorum. Ama ne sigara iciyorum ne de Makosen ayakkabim var. Hava hic de ayaz degil ve de benim Marcel Duchamp paltom yok. Ayrica sokaklar da komur degil cimen kokuyor. Oyleyse neden bu atmosfer? Neden film bir sigara izmaritinin koyu bir kahvenin icinde sonuk bir sekilde yuzdugundeki kadar mutlu bitti? Sence Kedi Yavrusu?
03 June

Pizza Bella

Gittigim bir italyan pizacisinda iki dilim pizza soyleyip oturdum. en son ne beklerdin pizzaci da? pizzacinin adi Pizza Bella bunu bir kenara yaz ve Pizzaci Troy'da bunu da ayni kenarin bi yerine ilistir. Adamlar siparis hatali olmus konusuyolardi biri gec kaldiklari icin telas yapiyordu ve siparisi hazirlamamis olan cocuga:
-brotherrrr, it says medium pepperoni pizza, where is it brotherrr???? dedi
 
Cocugun durus ve konusmasinda slav irkindan oldugu belli oluyordu. sonra boyle hani ipten kapi olur ya sallanir bunlar incik boncuk, mavisi yesili her rengi olur onun icinden bi adam cikip sakin ol ismet abi bak hep telas yapiyorsun, kendine zarar dedi.
Beni tahmin ediyor musun? ben o sirada noluyor yahu tamam, Tahsin maya tepek'e gore (bkz: Ataturk'un 1930larda  Gunes Turk teoremi icin dunyayi arastirmasi icin gondermis oldugu ve post-ittihat terakkici olan bir insan -ki savina gore mayalar filan da turk ve musluman?? :) kaynak Turan Dursun) Dunya Turk'tu ama oha be bu kadar da degil dedim. Pizzamin son kalan kenarini ve de pink lemonade'imi alip ufaktan ufaktan yollanmaya basladim. Galiba bazen insan cok pesin hukumlu oluyordu yahu. Evet Evet. Gecen Subaru'ya yol verdim elimi cebime soktum yol boyunca uzanan sari cizgiler yokus asagi gitti taa ki bir tepeligin ardinda kaybolana kadar...
25 April

Mutlak Güç

Çay ocağı

 

Kendi nefesimden onlarin cikardiklari sesleri duyamiyorum. Sakin olmaliyim, eger su an sakin olamazsam hicbirseyin anlami kalmayacak. Yavas nefes al, dusun, su an neredeler ve sen bu durumdan nasil kurtulabilirsin, haydi Ayaz tek umudun kendinsin. Ayak sesleri yaklasiyor, su an bulundugum Hayyam pasajinin 2. katinda kacabilecegim cok bir yer kalmadi, comelmis bir durumda su ve gazoz kolilerinin ardinda, nefes alis verisimi kontrol altina almaya ugrasmaliyim, dusun buraya nasil geldin...

 

Bant kaydi

 

Posta kutumda sari bir paket buldum uzerinde pul yada herhangi bir resmi ibare yoktu. Salladim bir tikirti geldi, merakima yenilip paketi acinca bunun bir kaset oldugunu gordum. Dinlemeye basladim:

-Uzgunum, eger bu band kaydi sana ulastiysa, ve duyduklarini benden degilde, kayittan ogreniyorsan basaramadim. Beni bir sekilde hakladilar. Ve buyuk ihtimal ile onlari senin de pesine taktim galiba. Her sey cok acik fakat butun izler yavas yavas siliniyor ortadan, cok kuvvetliler, hem de cok. Sana her seyi ozetlemeye calisacagim ve sana onerim oncelikle kendi hayatini dusun evden hemen cik, su an seni ariyor olmalilar, belki de bulmuslardir bile. Seni bu isin icine soktugum icin kusura bakma, ama anla beni Ayaz gercekler yazilmali, senden baska guvenecegim kimse yoktu... Su an benimde yakalanmam an meselesi o yuzden bosluklari kendin doldurmak zorundasin dostum ama sana inaniyorum, olaylar bir kisinin semdinli’de eski P.K.K’li seferi Yilmaz’in kitabevinin bombalanip bir kisinin olup bir kisinin yaralanmasi ile basliyor, seferi yilmaz kosarak bombaciyi kovaliyor, adam bir yandan kosup bir yandan da bagiriyor bombaciyi yakalayin diye zaten oncesinde sehirde bir cok bombalama oldugu icin sehir sakinleri tetikte, bombaci beyaz bir renault marka arabaya bindiysede insanlar arabayi her yerinden sarip hareket etmesine izin vermiyorlar. Arabadaki 3 adam linc edilmekten polis sayesinde kurtuluyorlar, iclerinden biri polis karakoluna goturuluyor ama polisin gucu diger 2 adami karakola goturmeye yetmiyor.

 

Band kaydinda bir an sessizlik oldu Durust bir seyden suphelendi galiba, sonra bogazini temizleyip devam etti:

 

-yakalalan Ali kaya adli jandarma subayi, semdinli savcisi tarafindan sorgulaniyor ve savci olay yeri arastirmasi icin Arabanin basina gidiyor, tam arabanin bagajinda bir suru harita ve plan silah ve eski bombalanan yerler ile ilgili belgelere ulasacakken, ustlerine ates aciliyor. Savci olmuyor ama yanindakilerden bir kisi oluyor. Ates acan kisi yakalandiginda kendisinin jandarma eri oldugu anlasiliyor, verdigi ifadedehalkin kontrolden ciktigindan ve kendini savundugundan baska bir sey soylemiyor er. Savci olay yerini bile inceleyemiyor ama diger bombaci subaylara da ulasip onlari da sorgulayip bir iddianame hazirliyor. Senin de bildigin gibi savci Ferhat Sarikaya su an meslekten men edilmis durumda, hazirladigi iddianamede Orgeneral Yasar buyukanitin adi gecmese de olanlar onu da bagladigi icin bir kac buyuk adam ipini cekiyor.

 

Bu sefer benimde duyabildigim bir carpma sesi duyuldu, ve biraz karisiklik oldu:

 

-Dostum cok az  zamanim kaldi bulundugum yeri buldular sana soyleyecegim son bilgi ise, bu olanlar sirasinda yaptigi aciklamalar sebebi ile gorevinden alinan su an itibari ile emniyet eski istihbarat dairesi baskani Sabri Uzun’un soyledikleri: bizimde bilmedigimiz bize sorulmadan yapilan olaylar var. Arastirmalarimiz cok ciddi seviyelere ulasti, bize onlem almamiz soyleniyor ama size sorarim eivinizi soyan hirsiz evde ise kapiya kilit takmanin ne faydasi var... Benim sansim kalmadi bu kayit ve sana daha sonra ulasacak belgeleri gun isigina cikarmalisin iyi sanslar...

 

Bundan sonra ses boguklasti ve bitti.     

 

Arkadasim Dürüst’ün anlattiklarini dinleyip korkmamak elde degildi, adalet aranmasi gerekiyordu ama kasetteki Emniyet istihbarat daire baskani sefi Sabri Uzun’un dedigi gibi eskilerin bir sozu vardi, eger hirsiz icerideyse kapiya kilit vurmak ne ise yarar...

 

Olay ufku

 

Tiknazca adam bulundugum kolilerin onunden dikkatsizce gecti, kafasina su sisesini vurup silahini aldim. Arkamda bulunan pencereyi actim, ama ters yone dogru gittim belki bu sasirtmaca ise yarardi. Yarar miydi? Gelen ayak seslerinden 2 kisi daha oldugu anlasiliyordu, sindigim koseden adamlarin kandirmacayi yutup ciktiklarini gordum simdilik kurtulmustum. Gidip bayilmis adamin kimligine baktim, JITEM mensubu idi, basimdan asagiya kaynar sular dokuldu, bu sirada adam yerinden kalkamasa da gozunu araliyip bana dogru inledi:

- Yasadigin yeri biliyoruz bildiklerini yazarsan seni oldurecegiz bunu bil!

 

Her zaman inatci bir kisiligim oldu, bu tehditten sonra tum adalet, hukuk, ve demokrasi duygularima sahip olmasaydim da sirf bu cumle bile bildiklerimi yazmama sebep olur, dogruldum ve gazeteye gittim...

 

Koltuk

 

Gazetede cikan habere goz gezdirdim ve tatmin duygusu ile karisik bir urperme hissettim, butun gun gazetenin telefonlari susmamisti, tehditler ve tebrikler ard arda gelmisti. Bu olanlar tamamen aydinlanmaya yetecek miydi? Yada gelecek gunler ne gosterecekti? Bunlara dair hicbir sey bilmiyordum, su an icin daha kisa vadeli dusunuyordum, biraz daha kisisel... Koltuguma yaslanip, isigi sondurdum, Matever’imin icindeki 6 kursunu kontrol edip, topuzu yuvasina oturttum. Bakalim kahve falimda ciktigi gibi  Modada biri ile tanisacak miydim, kim bilir?

18 April

Undo

Kabus

Oldugum yerde aniden firladim ve uyandim, kimin veya neyin sebep oldugunu bilmedigim bir terör, caresizlik hissine kapildim, hicbir zaman dinsel bir adam olmadim veya metafizik seylere inanmadim, ama su an icimi kaplayan korku disinda bir sey dusunemiyorum. Gozlerimi odanin icinde gezdirdim disaridan suzulen gecenin isigi disinda bir isik yok bunda bir terslik var, geceleyin biraktigim pivot isik sonmus, ama bu imkansiz cunku kapi iceriden kilitli ve odada benden baska kimse yok. Benden baska kimse yok....

 

Sabah

Bir an bir ruzgar esintisi hissettim ve gozlerimi actim, ilk basta dikkatimi cekmese de sonradan fark ettim ki pivot isigim yaniyor. Bir aciklama bulamiyorum...

 

Telesekreter

Sabah uyandigimda her zaman yaptigim sira ile once suyumu icip sonra tuvalete giriyorum, bu arada birakilan mesajlari dinlemek icin butona basiyorum, bir yandan da tuvalette isimi hallediyorum. Mesajdaki ses;

- yapabilecegin bir sey yoktu Ayaz, gercekten yoktu. Artik kendini suclama lutfen. Telefonu ac, telefonu ac orada oldugunu biliyorum...

 

diyor.

 

Rapor

Kaza tutanagina gore surucu koltugundaki Ayaz Yildirim’in emniyet kemerinin takili oldugu, yanindaki arkadasi Nezihe Guvenc’in ise emniyet kemerinin takili olmadigi tespit edilmistir...

 

Ulubilge

Babamin kod adiydi, ben ve arkadaslarim ona ulubilge derdik. Bir gun ona senin icin uzuldugumu ve ne yapabilecegimi sordum, o da soyle dedi;

- insanlar yardim almak istemiyorsa onlara yardim edemezsin, ona yapabilecegin bir yardim yok, sadece beklemelisin, bazen bu bekleyis olumsuz da sonuclanabilir. Bu da katlanman gereken bir sonuctur...

 

Karsi serit

Olanlari degistirebilir miyimi bilemiyorum, bu genelde olanaksizdir. Ama yan koltugumda oturan sana son bir kez bakiyorum, yuzunde o sicak gulumseme, aklimda ise telesekreter’deki selin’in soyledikleri geliyor, emniyet kemerini baglamani soyluyorum. Acaba bu sefer olanlari degistirebildim mi, Ulubilgeyi yanlis cikarabildim mi? Bilmem, gorecegiz, islak yolda araba ilerlerken karsimda sollama yapan kamyonun gozumu alan farlarini goruyorum, carpisma bizi seridimizden disari firlatiyor, araba taklalar atiyor, zaman yavas akiyor, kirilan cam parcalari ufak kristaller halinde havada asili bir sekilde duruyorlar iceriye giren su damlalari kamyonun isigi hepsi o kadar guzel bir kareografi olusturmuslar ki kendimi bir an icin bir bale resitalinin siirsel atmosferinde hissediyorum, hic olmadigim kadar huzurluyum, sen guvendesin...

 

19 December

otomatik portakal

Saat'in insani huzursuz sesinin odaya hakim olmasina daha fazla dayanamadim ve sessizligi ben bozdum;
 
- Eger icmis olsaydim inan ki durumun boyle olmadigini dusunurdum, yani gozlerime degilde bildiklerime inanirdim bayan Kahverengi. Ama o an itibari ile zerre kadar icmis degildim, ve gorduklerimin salt gercek oldugunu biliyordum, bu da yuzumdeki o aptal gulumsemenin sebebiydi. yani hayatimda votka portakal istedigimde bir bardakta portakal suyu diger bardakta votka gelecegi aklima gelmezdi, gelmedi de zaten. simdi neden gulumsedigime hak verdin mi? eger bir sebep bir ana fikir bekliyordun ise bu oykude kusura bakma seni hayal kirikligina ugrattim... seninle paylasmak istedim bayan kahverengi. o kadar.
 
-sagol.
 
-rica ederim.
 
- sure doldu bir dahaki hafta yine ayni saatte gorusuruz.
 
-gorusmek uzre.
29 October

Istanblues

   Ufak tefek farklar disinda son bir kac sefer hep ayni idi, ve ayni zamanda hepsi de birbirinden cok farkliydi. bu iki onerme birbirine zitmis birbirini yalanlayip matiksizmis gibi gosterse de onemi yoktu zaten, cunku olanlarin kendisi de tamamen mantiksizdi. hicbir seyin anlami kalmamisti. bir an new orleansin gobeginde olmadigina uzuldu, ne zenci komsulari vardi ne de sigara iciyordu. halbuki bu dedikleri olsa, su an penceresinin pervazina oturmus geceyi seyrediyorken, arka fonda komsusu olan isaah'in caldigi huzunlu mizika notalari kalbini daha da sıkıştırıp suyunu cikarirken, biten sigarasinin ardindan yeni bir sigarayi hayata getirebilirdi. hayata getirebilecegi tek seyi. ama dedim ya new orleans'ta degildi. sigara icmiyordu, ve arka fonda da isaah yerine sertab caliyordu. istanbul'da ancak bu kadar blues olurdu.  
 
Photo 1 of 12
No list items have been added yet.